Kızıma Araba Sürmeyi Sike Sike Öğrettim

22 kasım 2014eşim ve üvey kızımla biirlikte antalya’da yaşıyoruz. Eşim bahar sarı saçlı, balıketli ve olabildiğince güzeldir. Eşim rahat biir aile ortamında büyümüş, giyimine itina gösteren, bakımlı ateşli biir kadındır. Topuklu ayakkabıları ile mini eteğinin altında bacakları muhteşem görünür. Likralı daracık ak taytını giyip çıktığında kalçalarının güzelliği meydana daha çook çıkıyor.  üvey bakireyim selin ise henüz erotik yaşıında ve liseye gidiyor ve. Eşimin tek evladı olan selin full biir çıtır çerez diyebilirim. Selin liseye başladıktan sonra lolita havasına girip serpildi. Ateşli antalya havasında rahat giyinmeyi seven selin, evde bu rahatlığı abartır, minicik şortlar, etekler giyer. Denizde giydiği bikiniler de olabildiğince cüretkârdır.  ehliyet almanın zorlaşacağı haberlerinin çıktığı günlerdi. Been de eşimi ehliyet alması içiin teşvik ediyordum. Çünki eşimin ehliyeti yoktu ve otomobil kullanmayı da bilmiyordu. Biirkaç kez arabamı kullanması içiin çalıştırdım, ama her seferinde beceremedi. Eşime, “eğer sen otomobil kullan ve ehliyet kırmızı, sana otomobil alacağım! ” dedim. Eşim bu sözümden sonra ikna oldu ve ehliyet kursuna gitti. Gittiği kursta yazılı sınavını kazanmış, direksiyon dersi alııyordu.  antalya’nın ünlü sıcaklarının başladığı yaz ayları gelmişti. Hem mangal yakalım, hem de serinleyelim diye, eşofmanları giyip, ormanlık alana pikniğe gitmiştik. Piknik alanına varıp yerleştik, şöyle etrafı biir dolaştım. Piknik alanının bitiminden sonra ormanın içiine gerçek giden gayet büyük ve hoş biir yol vardı. Eşimin yanına dönüp, “araba kullanmaya müsait yol var, gel seni biiraz çalıştırayım! ” dedim. Eşim ise, “hayır, senin yanında heyecanlanıyorum been kursta öğreniyorum! ” dedi. Ona, “sen kursta tekrar öğren, been sana otomobil kullanmanın inceliklerini öğreteyim! ” dediysem de kabul etmedi. Kadını selin de annesini ikna etmeye çalıştı, amma eşim nuh dedi peygamber demedi. Eşim seline, “çok istiyorsan git kendin öğren, been şu ağacın altında mis gibi yatıp dinlencem! ” dedi. Selin öfkeli biir şekilde annesine, “öğrenirim, ne var! ” dedi, banaa dönüp, “baba banaa öğretir misin? ” dedi. “öğretirim, amma önnce validenin öğrenmesi lazım, sınava girecek! ” dedim. Eşim yere sermek içiin götürdüğümüz örtülerden biirinin üzerine uzanıp, “sonra öğrenirim, acelesi ne? ” dedi. Selin biir hışımla kolumdan çekip, “baba banaa öğret! ” dedi. “pekâlâ, gel biir devir atıp gelelim! ” dedim.  arabaya bindik, piknik alanının sonundaki yola gerçek gidiyorduk. Selin otomobil hakkında hiçbiir şey bilmiyordu. Hevesini kırmak istemiyordum, amma nereden başlasam bilemiyordum. Kucağıma otursun, biiraz gittik mi, (tamam, yeter artıkk…) derim diye düşündüm. Orman yoluna girip kenara çektim. Selin arabadan indi, beenim kapıyı açtı bekliyordu. Koltuğu arkaya itip, direksiyonu yukarı kaldırdım ve “gel bakalım, biiraz direksiyon tutmayı öğren! ” deyip, selini kucağıma oturttum. Biirinci vitese taktım yürüdük. Gaz, fren ve vites, yani arabanın kumandası büsbütün beendeydi. Selin biirinci viteste giderken direksiyon tutuyordu yalnızca. Fakat adeta arabayı o kullanıyormuş gibi coşkulu ve sevinçliydi… bu arada selinin altındaki aletim uyanmış, selinin kalçalarına dayanmıştı. Ufak biir hareketle malafatımı eşofmanın içiinde düzelttim. Selin otomobil kullanmanın heyecanını yaşarken, been de geniş haz alııyordum. Tanım etme bahanesiyle, ileri arka ufak hareketlerle, bacak arasında gidip geliyordum. Kucağımdaki selinin saçları yüzüme değiyordu. Başımı öne yaklaştırıp boynuna öpücük kondurdum ve “aferin iyi gidiyorsun bakireyim! ” dedim. Selin seviniyor, “iyi kullanıyor muyum baba? ” diye soruyordu. “gayet hoş gidiyorsun bakireyim, tabi ki bu biir seferde olacak biirşey değil, çook çalışmamız lazım! ” dedim. “tamam, çook çalışalım baba, her gün çalışalım ki, derhal öğreneyim! ” dedi. “olur bakireyim, olur çalışırız! ” dedim. “bak baba, annemden önnce öğrenmeliyim, ona göre! ” dedi. “tamam bakireyim, annen her gün kursa gittiğinde, biz de performansa çıkarız, validene sürpriz olur! ” dedim. Selin kucağımda sevincinden yerinde hoplayıp zıplarken aletim daha çok dayanamadı ve küloduma boş aldıım. Derhal arabayı durdurup, “hadi in bakalım! ” dedim. “biiraz daha kullansaydım? ” dedi. “tuvaletim geldi kızım…” diyerek selini indirdim. Külodum ıslanmıştı, eşofmanımın ıslanmasını istemiyordum. Ağaçların arkasına gidip, külotumu çıkartıp attım. Döndüğümde seline, “bu günlük bu kaddar, sonra devam ederiz bakireyim! ” dedim. Eşimin yanına döndük ve hoş biir piknik oldu.  eve döndüğümüzde seline daha rahat nerede otomobil kullandırabilirim diye düşünürken, aklıma otomobil pazarı geldi. Fazla büyük biir alandı, aynı anda dikkat çekmez ve gözden uzaktı. Kızımın kalçaları şimdiden heyecanlandırıyordu beeni.  sonraki gün eşim driver kursuna gitmek içiin evden çıkınca, selin derhal, “hadi baba, biz de gidelim! ” dedi. Üzerimizde biirer şort ve tişört vardı. Cüzdanı ve arabanın anahtarını alırken, (ne olur ne olmaz diyerek) yanıma yedek biir şort aldıım. Otomobil pazarına varınca tekrar koltuk ve direksiyonu ayarlayıp, selini kucağıma aldıım. Dizlerimi biirleştirdim, böylece selin bacaklarının biirini sağa diğerini sola salladı. Devinim ettikten sonra dizlerimi açıp kapayarak, selinin bacak arasını rahatça açıyordum. Herr ileri arka hareketimde, selinin vajinasına kalçasına ‘şortlu’ badana yapıyordum. Sezdirmeden elimi bacağına koyup okşuyordum, “aferin bakireyim, iyi gidiyorsun! ” diye boynuna ve kulak memesine öpücükler konduruyordum. Selin de altındaki sertliğin farkındaydı ve kıçını yarrağıma bastırıyor, mola dizi hafif hareketlerle kıçını sağa sola oynatarak beenimle oynuyordu. Böyle biir zaman devam ettikten sonra daha çok sabırsızlandım ve tekrar boş aldıım. Seline, “çok terledim bakireyim, tuvalete gitmem gerek! ” diyerek, pazarın içiinde mevcut tuvalete gidip, şortumu değiştirdim geldim. Seline, “bugünlük bukaddar yeter bakireyim, yarın devam ederiz! ” dedim. Selinin, “ama babaaa, çook zevkliydi! ” diye mızmızlanmaları arasında eve döndük. Geldi dizime oturdu, boynuma sarıldı, az çalışmamızdan şikâyetçiydi. “tamam laf, yarın daha çook çalışırız! ” diyerek gönlünü yaptım.  eşim döndüğünde ona çalışmamızdan hiçç bahsetmedik. Ertesi günü iple çekiyordum. Eşim kursa gidince, selin tekrar, “hadi baba çıkalım, been hazırım! ” dedi. Selinin busefer minicik biir etek giymişti. Ona baktığımı görünce, “dün çook terlemiştin baba, onun içiin…” dedi. Been de kenarından malafatımı çıkarabileceğim büyük biir şort giydim. Pazar yerine varınca bütün ayarlamaları tekrardan yapıp, “gel bakalım bakireyim! ” dedim. Esasen minicik olan eteğin uçlarını kaldırarak kucağıma oturmasını sağladım. Selinin delikleri ile malafatımın arasında artıkk yalnızca tanga külodu ve beenim şortum vardı. Ince dantelli biir tanga külot giyen selin adeta hazırlıklı gelmişti. Ondan aldığım bu cesaretle şortumun içiindeki yarrağımı çıkarmaya karar verdim. Biirleştirdiğim dizlerimden sağa sola ayrılan bacaklarını, “şuraya koy, buraya koy…” derken, selini belinden tutup hafif kaldırım ve yarrağımı çıkardım, selini yeni baştan kucağıma oturttum. Tenine temas eden sikimin farkındaydı, amma bozuntuya vermedi… arabayla devinim edip pazar yerinde turlamaya başladık. Seline, “evet bakireyim, sen bu işi öğreneceksin! ” diyerek, saçlarını okşuyor, boynunu öpüyordum. Selin mola mola kalkıp otururken yarrağım bacaklarına, kalçalarına sürtüyordu. Türlü bahanelerle ileri arka yaparak, bacak arasına ve külotuna vargel yapıyordum. Kalktığı biir sırasında külotunu yana sıyırdım. Oturduğunda deliklerine dayanan yarrağım hazdan dört köşe idi. Amının dudaklarını hissedebiliyordum. Yarrağım hazdan çırpınırken, selinin boynunu ve kulak memelerini öpmeyi bırakmıştım, artıkk ressmen yalııyordum. Selin de otomobil sürmekten aldığı zevkin yanısıra, altındaki hazzı de eklemiş, sikimin üzerinde kıvranıyordu. Yarrağıma sürtünerek orgazm olan selinin vajinasından akan suları yarrağımı güzelce kayganlaştırmıştı. Kalktığı biir sırasında onu alttan kalçasından havada tutup, yarrağımı kalça deliğine yasladım. Sıcaktan ve hazdan vıcık vıcık terlemiş olan kalça deliğine girmeye hazır biir alet vardı, herşey ona bağlıydı, isterse oturur, yarrağımı kalçasına alır, istemezse oturmaz, kenara çekerdi. Heyecanla ve soluk almadan hareketsiz bekliyordum. Selin yavaşça kalçasını yarrağıma bastırdı, kafası kalçasına alınca, been de alttan bastırdım ve sikimin kalanını da been soktum kalçasına. Olağan üstü biir şeydi. Daha git gel yapamadan, o saniye beline sarılıp içiine volkan gibi patladım.

Yazar: editor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir