Baldızımın İlik Gibi Kızına Dayanamadım!

eylül ayının ikinci haftasıydı, geçici vazife maksadıyla tekirdağ’a gönderilmiştim. Bunu biraz da ben istemiştim, sebebi orada fakülte okuyan (baldızımın kızı) çilem vardı. Hem bir büyüğü olarak onu denetleme edecektim, hemde işimi yapacaktım. Arabamla pazar akşamı tekirdağ’a gittim ve anlaşmalı otelimize yerleştim. Daha önceden de orda kaldığım maksadıyla, ısrarla çatı katındaki deniz manzaralı odayı istedim. Yol yorgunluğu hissetmiyordum, saat de erkendi, bizim çilem’in talebe yuvasına bir baskın yapayım dedim. Arabaya atladım ve çilem’in yuvasının karşısına geldim. Seslerden anlaşıldığına göre içeride bir hengamedir kopuyordu. Kızlardan biri avaz avaz bağırıyor, bir erkek sesi de yanıt vermeye uğraşıyordu. Dışarda beklemeye başladım. Ve birazdan, ince uzun bir toy hışımla evden ayrıldı, peşinden de bir kadın koşarak gitti. Ve evdedi hengame de sona erdi. Arabadan ayrılıp zile bastım. Içeriden ağlama sesi geliyordu. “kim o? ” dedi ağlayan sound. Çilem’in eniştesi olduğumu söylediğimde kapı açıldı. Yeğenimin yuva dostu leyla’nın ağlamaktan şişmiş gözlerini görünce içim parçalandı. Halbuki 20 gün evvel bizim yazlığa geldiklerinde nekadar neşeliydi. Az eski bağrışmayı duyduğumu ve ne olduğunu sordum. Leyla ağlayarak, erkek dostunu bir diğer kızla kendi yatağında yakaladığını, oysa onu sevdiğini falan söyledi. Leyla’yı teselli ettim, kendisinin daha fazla toy olduğundan, yarın birgün o evladı unutup başkasını bulabileceğinden bahsettim. Leyla halen erkek arkadaşına küfürler savururken, çilem ve dostları geldi. Tabi onlar da hevesle ne olduğunu sordular. Leyla konuyu bir posta da onlara izah ederken, çilem boynuma sarıldı ve “canım eniştem! ” diye koca bir öpücük kondurdu yanağıma. Ben de onu öpmek isterken yüzünü dönü ve kazayla full dudağının yanından öptüm. Bu ufak kazaya çilem gülümserken, doğrusu ben biraz utandım. Çükü çilem kendi çocuğum gibiydi. Gece aş yeyip yemediklerini sordum. Leyla yememişti, çilem ve tuğba ise birşeyler atıştırmışlar. Onlara, “hadi hep birlikte çıkıyoruz! ” dedim. Benim arabya atladık hep beraber ve otelin restoranına gittik. Izgara birşeyler söyledik. Kızlara, “ne içersiniz? ” dediğimde, çilem ve leyla bira istedi. Tuğba ve ben, pek içki almadığımızdan, evvel kola söyledik, fakat leyla ve çilem’e yarenlik etmek maksadıyla bizler de bira istedik. Hem manzaranın hemde deniz havasından olacak, bayağı bir içtik. Hesap kaçtı bir tarafımıza diye düşünüyordum. Garson şeref’i kenara çektim, bir 50 lira toka edip, hesaba tenzilat gerçekleştirmesini ve kızların daha acele kelle olması maksadıyla biralarına votka koymasını söyledim. Diğer türlü hesabın altından kalkamayacaktım sebebi. Onur elinden geleni yapacağını söyledi. Saat akşam 02:00 oluyordu. Çilem ve tuğba uyukluyor, leyla ise bana, önüne ne kadar fırsat çıktığını, fakat sevgilisini aldatmayı hiç beklemediği konusundaki resitalinin 35. Baskısını yapmaktaydı. Bir mola bana kendini pek iyi hissetmediğini söyledi. Açıkçası ben de pek iyi durumda değildim. Daha önceden böyle birşeyi tahmin edemediğim maksadıyla tekrar de kendimi kutlama ettim. Şeref’e bir işaret çakıp hesabı istedim. Hesap pusulası (160 lira olarak) geldi. Şeref’e, “ok, odamın hesabına ekle, yarın görüşürüz! ” dedim. Leyla ile beraber, tuğba ve çilemin koluna tuşlayarak, yukarıya odama çıktık. Daha sonra kadınlar maksadıyla bir oda daha tutmak maksadıyla aşağı indim. Resepsyonist yazı ağbi, bana, “senin yan oda gece 18:00’de boşaldı, o yüzden başkasına vermeyeceğim, şayet gereksiniminiz varsa o odayı fiyat vermeden kullanabilirsiniz! ” dedi. Ona teşekkür edip kayi aldım ve yukarıya çıktım. Kızların üçü de alkolün ve sıcağın etkisiyle sızmıştı. Yan odayı bir kolaçan ettim. Odayı tutanlar birkaç saat uzanıp çıkmak zorunda kalmışlar galiba, sebebi ne banyo havluları kullanılmış, nede döşek yırtılmıştı. Içinde birkaç izmarit mevcut bir kültablasından diğer pis bir şey yoktu odada. Evvel tuğba’yı, sonra da leyla’yı yan odaya götürdüm. Tuğbanın kemerini ve pantolonunun düğmelerini çözdüm, pantolonunu sıyırdım, gayet basit çıkmıştı. Ben tuğba ile ilgilenirken, leyla’nın üstüne kusmuş olduğunu farkettim. Onun da üzerindekileri çıkartmaya başladım. Evvel kotunu, sonra da bluzunu çıkardım. Leyla’yı bikini ile defalarca gördüğüm maksadıyla bu manzarayı yadırgamamıştım, ama yinede ereksiyon olmadığımı söyleyemem. Bir koşu odama gidip benim temiz tişörtlerden birini aldım geldim. Üstüne tişörtü giydirirken parfümü ile kendimden geçtim ve boynuna saf bir öpücük kondurdum. Kızların odaları ile benim oda arasında balkondan geçiş olduğu maksadıyla, odalarının kapısını içeriden kilitleyip, balkondan kendi odama geçtim. Çilem kendi kusmuğu içinde uyuyordu. Evvel askılı badisini, sonra da leş olmuş kotunu çıkarttım. Don sütyen kalmıştı, fakat halen saçında, kolunda ve sütyeninde kusmuk vardı. Yatağın üstündeki battaniye kusmuktan kullanılacak gibi değildi esasen. Battaniyeyi balkona attım. Çilemi kucaklayıp, banyoya götürdüm, küvete yatırdım, üstüne ılık suyu tutmaya başladım. Biraz şahsına yetişir gibi oldu. Yıkanması lazım olduğunu, bu şekilde yatamayacağını anlattım. “ok! ” dedi. O yıkanırken ben banyodan çıktım, odaya geçtim. Birkaç dakika sonra havlu istedi. Havluyla beraber, benim çamaşırlarımdan bir boxer ve tişört verdim. Sonra yeni baştan odaya geçtim, dolaptan yedek battaniyeyi üzerime alıp, ışığı söndürdüm ve yatağa girdim. Birazdan çilem, kurulanmış, benim boxer ve tişörtü giymiş halde geldi. Aslında halen ayılamamıştı, fakat en azından temizlenmişti. Benim normalde yatarken iç çamaşır giymek gibi bir adetim yoktur, fakat çilem yanımdayken o halde yatamazdım. Çilem geldiğinde dikkat ettim, ıslanmış sütyenini ve külodunu çıkarmış, yalnızca benim verdiklerimi giymişti. Geldi ve yatağa süzüldü. Konuşamıyordu, derhal uykuya daldı. Bense bir zaman daha uyumamıştım, su içmek maksadıyla kalktım. Yatağa yeni baştan girerken çilem döndü ve bacağıma sarıldı. Ayağımın üzeri full vajinasına geliyordu, verdiğim boxer bol geldiği maksadıyla, ayağım amının dudaklarına da değiyordu. Fazla ereksiyon olmuştum. Ayağımı oynattıkça çilem de hareketlenmeye başladı. Vajinasını benim ayağıma sürttükçe, benim ufaklık bundan sonra ufaklık mufaklık kavramını geçmiş, azmanlık mertebesine gelmişti. Biraz daha aşağıya gerçek kaydım ki, ayağımın yerini kasığım ve yarağım aldı. Birazdan çilem’de hareketlenme yeni baştan başladı, fakat bu sefer benim penis çilemin vajinasına badana çekiyordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı, göğüslerini tişörtün üstünden hafiften okşamaya başladım. Çilem uyuduğu maksadıyla, doğal şartlarda biraz sürtündükten sonra uykuya devam etmesi gerekirken, durmuyor ha bire kerkiniyordu. En nihayetinde durdu. Boşalmıştı. Olaydan fazla haz aldığı vajinasından akan sıvılardan belliydi. Ben de durdum, fakat ben daha boşalmamıştım. Onu dudaklarından öpmek istiyordum. O ise, adeta (memelerim ve vajinamla oynamana lisans veriyorum ya, dudaklarımda ne işin var? ) der gibi, dudaklarını kaçırıyor, bir türlü öptürmüyordu. Doğrusu biraz sinirlenmiştim. Kalktım ve balkona çıktım. Balkonda bir sigara yakacakken, yan odadan (kızların odasından) gelen sesler dikkatimi çekmişti, balkondan derhal onların odaya daldım. Hava aydınlanıyordu ve içerisi alaca karanlıktı. Tuğba sağa sola dönerek yatıyordu, herhalde uyuyordu, tekrar de full vakumlayın değildim. Fakat leyla yatakta yoktu. Banyoya baktığımda leyla’yı orada yerde yatar buldum. Umarım tuvalete gitmek istemiş, fakat düşmüştü. Derhal kaldırdım. Yerler ıslak ve kaygandı. Yavaş yavaş yürüyerek balkona çıktık. Temiz hava iyi gelecekti. Leyla balkon demirine yaslanmıştı, fakat halen şahsına gelemiyordu ve düşecek gibi duruyordu. Arkasından sarıldığımda yarağım çıplak tenine değdi, altında külotu yoktu. Işemek maksadıyla banyoya giderken çıkarmış olmalıydı. Fazla zararlı ereksiyon olmuştum, fakat ileri gitmedim, leyla’yı yeni baştan odalarına götürdüm ve yatağa yatırdım. Bacaklarını öyle bir ayırmıştı ki, bu sefer sabırsızlandım ve fıstık gibi vajinasına bir lisan attım. Leyla asla tepki vermedi, fakat ben tuğba’nın uyanmasından çekindiğim maksadıyla, üstünü örtüp odama gittim. Çilemin yanına yattım, uyudum. Uyandığımda yarağım şişmiş, kasıklarımın ağrısından kıvranıyordum. Çilem ise bacağını ve kolunu üzerime atmış, tüm ağırlığını bana vermişti. Dizimi yukarı kaldırdığımda tekrar benim penis çilem’in vajinasına değiyordu. Azıcık sürtünsem boşalacaktım. Öyle de yapmaya karar verdim ve sürtünmeye başladım. Biraz da o kıpırdadı. Full icraat başlayacaktı ki, çilem yatakta doğruldu. Ne olduğunu anlamadım, benim siki tuttu, beni halen uyuyor sanıyordu galiba, yarağımı öptü ve banyoya gitti. Fırsatı kaçırmıştım, peşinden banyoya gitmek istedim, fakat nedense yapamadım. Yatakta kendi kendime kızıyordum. Çilem banyodan gelip yanıma oturduğunda, ben yatakta doğruldum. Tekrar kirlilerini giymişti. Bana, “uyandırdım mı? ” dedi. “yok şu anda uyanmadım. ” deyince, utancından alt dudağını dişlemeye başladı. Güldüm. Gece olanları sordu, kısaca anlattım. Şu anda duş alma sırası bana gelmişti. Ben yataktan kalkmış, duşa giderken, gözünün ucuyla benim alete bakıyordu. Ona kasıklarımın fazla ağrıdığını söyledim. Sırıttı, konuşmadı. Banyodan çıktığımda, “acıktım! ” dedim. Onun da içi kıyılmıştı. Kızların yan odada olduğunu söylediğimde, derhal koştu, onları da uyandırdı. Kahvaltı edecektik, fakat otelde öğlen yemeği servisi başlamıştı bile. Kızlara sordum, “evde çayınız var mıydı? Ben çaysız kahvaltı yapamam! ” dedim. “var! ” dediler. Otelden ayrıldık. Eve giderken, marketten peynir, zeytin, salam, yumurta, domates, salatalık falan aldım ve kızların yuvasına geldik. Talebe evlerini fazla iyi bilirim, bir dolap bulunmaktadır ve içindekiler bozuktur, bir şey yememek gerekir. Kadınlar aldığım malzemelerle kahvaltı hazırlamaya girişti, ben de yavası dolaştım. Kahvaltıda, leyla, “deniz kenarındayız, fakat daha denize giremedik! ” dedi. Ben derhal, “bugün denize gidelim ozaman! ” dedim. Tuğba, “benim erkek arkadaşım gelecek, olmaz! ” dedi. Tuğba’ya, “ok! Sizi evde kimsesiz bırakalım mı? ” dedim. Sırıttı, evet anlamında baş salladı. Karar verilmişti, denize gidilecekti. Kadınlar iki senedir o evde bir aradaydılar ve gidilecek hiçbir yeri bilmiyorlardı. Hazırlandılar, atladık arabama, uzunçiflik tarafına gerçek yol aldık. Bu çevreyi biraz biliyordum, ağaçlı ve kıraç bölümler arasında ufak saklı plajlar vardı. Bunlardan birine saptık. Hem hafta içi, hem de eylül ayında olduğumuzdan fazla tenhalaşmıştı her yer. Gözümüzün görebildiği yerde kimsecikler yoktu. Güzelce yayıldık bir gölgeliğe. Mübarek güneş, temmuz güneşi gibi yakıyordu. Çilem tişört ve şortunu fora etti, leyla da çarçabuk üstündekileri çıkardı, denize koştular. Ben daha duba gibi sahilde bekliyordum. Ben pantolonumu çıkarana kadar, ikisi de suya dalmıştı bile. Yiyecekleri ve biraları gölgeye sakladım, soyunup peşlerine takıldım. Ben full suya girecekken çıktılar, “hadi güneşlenelim! ” dediler. “haydaaa! ” diye kızdım onlara. Fakat su soğuk gelmişti onlara, güneşte yatmak içlerini ısıtacaktı. Ben de arka döndüm onlarla beraber. Kurulandılar, hasırlarını serdiler ve güneşin altında yattılar. Saat 15:30 falan olmuştu, sandviçleri biralarla yuvarladık. Onlara, “bakın güneşte çok durmayın, zararlı çarpılırsınız! ” dedim, fakat dinleyen kim? Benim arabanın bagajında herzaman, palet, dalma gözlüğü ve zıpkın bulundururum. Benimkisi hususi heves işte, dalmayı seviyorum, kısmetim varsa iyi balık avlarım. Bagajdan malzemeleri alıp denize girdim. Denize girdiğimiz yerin çevresinde kayalık alanlar olduğundan iyi balık vardı. 2 tane karagöz, 2 tane de kefal vurdum. Sahile çıktığımda, kadınlar güneşte uyuyordu. Üstlerine su damlattım, aldırış eden olmadı. Güneş kremi döktüm, tekrar devinim yok. Çilemin üstündeki kremi elimle yaydırmaya başladım. Bikinisinin üstünü çözdüm, tüm sırtını kremledim, halen kalkmıyordu. Boynunu, omuzlarını, belini bolca güneş kremi ile sıvadım. Dizi bacaklara gelmişti, bu sefer tacizlerime ‘dur! ’ diyeceğini düşünüyordum, fakat demedi…ayak bileklerinden başlayıp yukarı gerçek masaj yaparak çıktım. Kalçalar iki posta kremlendi. Elim bacaklarının birleşme yerine geldiğinde, poposunu biraz daha yukarı kaldırdı. Bu, ‘devam et! ’ dercesine bir işaretti. Leyla’yı denetleme etmek gayesiyle baktım, yüzü diğer tarafa dönük uyuyordu. Elimi çilem’in bikinisinin içine sokup, poposunun yanaklarını yoğura yoğura kremledim. Başparmağımla götünün deliğine masaj yaparken, çilem poposunu biraz daha kaldırıyordu. Bikinisinin vajinasına gelen kısmı ise çoktan ıslanmıştı. Fazla ereksiyon olmuştum, yarağım patlamak üzereydi. Çilemin kulağına eğilip, “devamı akşama, hadi şu anda denize girelim! ” diye fısıldadım. Çilem’le kalktık, denize girdik. Serin suya girince biraz olsun rahatlamıştım. Fakat orada da pek sakin duramadık, çilem’le elleşmelerimiz, oynaşmalarımız devam etti. En nihayetinde çilem bacaklarını belime doladı. Ve full kucağıma yerleştiği esnada bir sound duyduk, “napıyorsunuz bakiim siz? ” diye. Leyla ödümüzü koparmıştı, ikimiz de bir yana attık kendimizi suyun içinde. Çilem, “gidelim bundan sonra, gece oluyor! ” dedi. Oysa benim planımda geceyi burada geçirmek vardı. Leyla güneşte uyuduğundan başı ağrımıştı ve eve gidip uyumak istiyordu. Mecburen toparlandık ve yola çıktık. Leyla’yı eve bırakıp, çilem de otelde duş almak daha basit olacak diye, evden üstüne giymek maksadıyla birkaç parça giysi aldı ve otele döndük. Otele vardığımızda kayi alıp yukarıya çıktık. Odanın kapısına varana kadar ikimiz de sakin ve usluyduk. Fakat içeriye girip te kapıyı kilitler kilitlemez, dudaklarımız birbirine yapıştı, hoyratça birbirimizin bedenini okşamaya başladık. Yarağım kazık gibi olmuştu. Çilem benim pantolonumu indirirken, ben de onun şortunun arkasından elimi içeri sokmuş, kalçasını vajinasını kurcalıyordum. Şıpır şıpır olmuştu vajinası tekrar. O haz sularını kana kana içmek, kafamı vajinasına gömüp, tüm geceyi o şekilde geçirmek istiyordum. Çilem bu arada serbest bıraktığı yarağımı ağzına alarak, geniş bir ustalıkla sakso çekip, vakumlamaya başladı. Boş durmak istemiyordum, çilem’i ayağa kaldırdım, ikimizi de çırılçıplak soyup, yatağa geçtik, 69 olduk. Birbirimize uzun zaman oral yaptık, defalarca birbirimizin ağzına yüzüne patladık. Duş alıp yeni baştan yatağa geöiyorduk. En son sefer dudaklarımız birleştiğinde, ikimiz de yorgunluktan geberiyorduk. Çilem öpüşürken uyuyakaldı. Ben bir zaman daha uyanık kaldım, çilemi uyurken izledim. Sonra ben de uyumuşum. Gözlerimizi açtığımızda sabah ezanı okunuyordu. Yeni baştan öpüşmeye başladık, herşey tekrardan başlıyordu. Fakat busefer uykumuzu aldığımızdan, ikimiz de dinlenmiştik. Bundan sonra çilem’i becermek istiyordum. Sikim vajinasına badana yaparken, çilem, “ben daha bakireyim! ” dediğinde, zonkkk oldum, “nasıl yani, bakiremisin halen? ” diye sordum. Şaşırmıştım, bu kadar porfesyonelce yarak yalayan bir kadın nasıl bakire olabilir diye. Çilem, anlattığına göre, okuldan bir gençla (geçen aya kadar) çıkmış ve nihayetinde ayrılmışlar. Ama ilişkileri süresince oral seksten öteye gitmemişler. Kızlığına elletmediğini, hatta anal seks bile yaptırmadığını söyledi. Inanmak istemiyordum, sebebi bundan sonra onu becermek maksadıyla dayanamıyordum, fakat bakire olması işime de gelmiyordu açıkçası. Moralimin bozulduğunu izleyen çilem, dudaklarıma bir öpücük kondurdu, “fakat şu anda istiyorum, neremden istiyorsan yapabilirsin aşkım! ” diyerek bacaklarını ayırdı. Aslında onu vajinasından becermeyi fazla istiyordum, fakat o an maksadıyla kızlığını bozup bozmamakta kararsızdım. Onun maksadıyla, “dön arkanı ve domal! ” dedim. Çilem götten sikeceğimi anladı ve çantasına uzandı, krem çıkarıp uzattı, sonra domaldı. Götünün deliğini evvel biraz dilledim, sonra krem sürüp, bir parmağımı sokup parmakladım bir zaman. Gerçekten de götten sikilmediği belli oluyordu, fazla dardı kalça deliği. Canını yakmamaya çalışarak, ikinci parmağımı da sokup, kalça deliğini esnetip, biraz alıştırdım. Bu arada diğeri elimle de devamlı klitorisini okşuyordum. Şu anda iki parmağımı kalçasına rahat rahat sokup çıkarıyordum. Vajinasını okşayan elime ise amının suları gelmeye başladığında, çilem inleyerek, “sik beni enişte, yarağını sok, hadi! ” diye yalvarmaya başladı. Parmaklarımı götünden çıkarıp, yarağımın kafası da kremledim ve arkasına yanaştım. Çilem başını yastığa bastırmış ve kalçasını havaya dikmişti. Bir elimle götünün yanaklarını ayırıp, diğer elimle yarağımın kafası kalça deline dayadım ve bastırmaya başladım. Yarağımın başı ‘plöp! ’ diye girdiğinde, çilem feryat atmamak maksadıyla yastığı dişliyordu. Penisimin başı girmişti, kalanını da sokmak maksadıyla biraz bastırdığımda, çilem elini arkaya atıp, göbeğimden ittirerek, “dur enişte! Çıkart, fazla acıyor! ” dedi. Canını yakmak istemediğim maksadıyla çıkardım. Çilem döndü ve “bu böyle olmayacak enişte, ben yapayım, uzan sen! ” dedi. “tamam! ” deyip, sırtüstü uzandım. Çilem götünün deliğine ve yarağımın kafasına biraz daha krem sürüp, alaturka tuvalete çişini yaparmış gibi yarağımın üzerine çöktü. Eliyle yarağımı tutup, kalça deliğinin ağzına denk getirdi ve yavaş yavaş üzerine oturmaya başladı. Acıdan dudaklarını ısırsa da, bu şekilde daha basit alıyordu kalçasına. Penisimin milim milim kalçasına girişini seyrediyordum. Nihayetinde ıhılaya ıhılaya sikimi köküne kadar götünün içine almış ve oturup kalmıştı öylece. Halen keder duyduğu yüzünden belli oluyordu. Ben yarağımı alttan oynatacak gibi olduğumda, “ahhh! Kımıldama neolursun enişte! ” diyordu. Çilem bir zaman daha hareketsiz oturduktan sonra otomatik kalçasını hafif hafif oynatmaya başladı. Kalçasını birkaç santim kaldırıyor, sonra yeni baştan yavaşça oturuyordu. Her seferinde biraz daha, biraz daha derken, belli bir zaman sonra bundan sonra yarağımın başı görünecek kadar kalçasını yükseltiyor ve tekrardan oturuyordu. Dudaklarını ısırışından, hem acıyı, hem hazzı aynı zamanda hayatını sürdüğü belli oluyordu. Elimi vajinasına atıp, klitorisini okşamaya başlayınca, çilem oturup kalkma hareketlerini hızlandırdı. Bundan sonra ellerini arkaya atmış, ayak bileklerimden tutunarak, hem inliyor, hem de kalçasıyla yarağımı çılgın gibi sikiyordu. Okadar süratli oturup kalkıyordu ki, her seferinde kalçası kasıklarıma vurduğunda, taşaklarım olağan üstü ağrıyordu. Ama bu çok sürmedi, çilem, “geliyorum enişteeeee! ” diye bağırıp, kasılmaya, titremeye başladı. Benim durumum da ondan değişik değildi, ben de uzun bir ‘ohhhhhh! ’ çekerek kalçasına fışkırmaya başladım. Çilem kendini öne atarak, göğüslerini göğsüme yapıştırdı ve dudaklarıma yumuldu. Sikim götündeyken öpüşmeye, çılgın gibi birbirimizin dudaklarını kemirmeye başladık. Ikimiz de soluk nefeseydik. Bu pozisyonda bir zaman kalıp soluklandık. Çilem penisimin üstünden kalktığında, götünden çıkan osurukla beraber döller taşaklarıma püskürdü. Çilem osurduğu maksadıyla utanmıştı, mahçup bir şekilde elini kalçasına tutarak banyoya gitti. Ben de arkasından gittim, beraber duş aldık. Banyodan çıktığımızda çilem’e, “biraz daha uyuyalım! ” dedim. Birbirimize sarılıp uyuduk. Sabah beraber otelin restoranında kahvaltı ettikten sonra çilem’i okuluna bırakıp, ben de işime gittim. Daha 2 hafta orada olacağım maksadıyla fazla sevinçliydim doğrusu. [kerem]

Yazar: editor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir